Ekmekçi Kadın

Ekmekçi Kadın

Film · 1965 · 3 kişi

Osman F. Seden'in hem senaryosunu yazdığı hem yapımcılığını üstlendiği siyah-beyaz Yeşilçam melodramı Ekmekçi Kadın'ı 1965'te Zafer Davutoğlu yönetti. Yapım Kemal Film'e aittir. Xavier de Montépin'in 1884 tarihli Fransız romanı La Porteuse de Pain'den uyarlanan film, haksızlığa uğramış bir annenin çocuklarına kavuşma mücadelesini anlatır. Aynı hikâye Türk sinemasında 1938'de de çekilmiş, 1972'de yeniden perdeye taşınmıştır.

Öykü 1943'ün sert İstanbul kışında başlar. Kocası bir iş kazasında ölen Ayşe Çelik, iki küçük çocuğu Metin ve Zeynep'le ortada kalınca bir fabrikada iş bulur. Güzelliği başına bela olur: ölen kocasının dostu olduğunu söyleyen usta Nazmi ona takıntılı biçimde âşıktır ve reddedilince fabrikayı yakar, cinayet işler, izleri Ayşe'nin üstüne bırakır. Ayşe müebbet hapse mahkûm olur, çocukları dağılır. Aradan yirmi bir yıl geçtiğinde yollar yeniden kesişir: Metin avukat olmuştur, kızı Zeynep yetimhanede Leyla adıyla büyümüştür, Nazmi ise adını değiştirip Mısır'da zengin bir sanayici olmuştur. Türkân Şoray Ayşe'yi, İzzet Günay Kemal'i, Çolpan İlhan Sevim'i, Kenan Pars Nazmi'yi canlandırır; kadroda Kadir Savun, Nubar Terziyan ve Efgan Efekan da vardır.

Görüntü yönetmeni Kenan Kurt'tur. Müzik tercihleriyle de anılan filmde, karşılaşma sahnesinde 1964 tarihli Quando Ritornerà Da Me melodisi kullanılır; 1972 çevriminde aynı sahneye başka bir parça gelecektir.

YönetmenZafer Davutoğlu
Yapım ŞirketiKemal Film

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Farklı gözlerle

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Montépin'in romanı bizim perdemize birkaç kez taşındı; 1965 çevrimi, Türkân Şoray'ın sırtladığı o ağır yükle akılda kalıyor. Haksız yere hapse düşen, çocuklarından koparılan bir anne, Yeşilçam'ın en sevdiği malzemedir ve burada inançla işlenmiş. Siyah-beyaz görüntülerin sertliği 1943'ün o yoksul İstanbul kışına yakışıyor. Karşılaşma sahnesinde duyulan Quando Ritornerà Da Me ezgisi de kulağı olanı ayrıca mutlu eder. Kenan Pars'ın Nazmi'si ise tam bir Yeşilçam kötüsü; insan perdeye laf yetiştirmek istiyor. Eski melodramları özleyenler için sıcak bir dönüş.

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Osman F. Seden'in senaryosu, Fransız tefrika romanının bütün mekanizmasını olduğu gibi devralıyor: iftira, müebbet hapis, dağılan çocuklar, yirmi bir yıllık zaman sıçraması ve adını değiştirip zengin olarak dönen kötü adam. Bu yapı tesadüflere fazlasıyla yaslanıyor; yıllar sonra herkesin yolunun yeniden kesişmesi dramatik açıdan kolay bir çözüm. Yine de Zafer Davutoğlu anlatıyı dağıtmadan ilerletiyor, Kenan Kurt'un siyah-beyaz kadrajları da yoksulluğu süslemeden gösteriyor. Asıl ağırlığı Türkân Şoray'ın oyunu taşıyor; acıyı abartıya kaçmadan yüzünde biriktirmeyi başarıyor. Türün kurallarını baştan kabul eden izleyici için tutarlı, sürpriz arayan için ise fazlasıyla öngörülebilir bir melodram.

Aile İzleyicisi Evde herkesle birlikte izlenebilir mi diye bakan, mizaha ve duyguya önem veren bir bakış.

Bu tam bir ağlatı filmi, mendilleri hazır edin. Yalnız konu ağır: fabrika yangını, cinayet, haksız yere hapse giren bir anne ve annesinden koparılan çocuklar var. Küçük çocuklar için fazla karanlık ve hüzünlü olabilir. Ergenlik çağındaki gençler, anneanneler ve dedeler ise rahatça izler. Akılda kalan, bir annenin çocuklarına duyduğu sevgi oluyor. Eski filmleri seven bir aile için güzel bir akşam seçeneği.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar