Kar Beyaz

Kar Beyaz

Film · 2010 · 5 kişi

Fotoğrafçı kimliğiyle de tanınan Selim Güneş, Türk dram filmi Kar Beyaz'ı yazdı ve 2010'da yönetti. Senaryo, Sabahattin Ali'nin kısa öyküsü "Ayran"dan esinlenir. Film dünya prömiyerini Eylül 2010'daki 47. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde yapmış, 46. Chicago Uluslararası Film Festivali'ne de seçilmiştir. Türkiye'de 13 Mayıs 2011'de vizyona giren yaklaşık 82 dakikalık yapım, kış koşullarında çocuk emeğini ve yoksulluğu sade bir anlatımla işler.

Hikâye, Doğu Karadeniz'deki bir köyde yaşayan küçük Hasan'ın tek bir gününe odaklanır. Demirci olan babası hapse girince aile yokluğa düşer, anne kasabada bakıcılık yapmaya başlar; Hasan da kardeşlerini doyurmak için ayran satmak zorunda kalır. Soğuk bir kış gününde yol kenarındaki çay ocağına gelir, geçen minibüslerin yolcularına ayran satmaya çalışır. Ocağı işleten Recep, aile baskısıyla ayrıldığı sevgilisi Fatma'dan haber beklemektedir; Kadir Dede de kış armutlarını satıp ekmek parası kazanmaya uğraşır. Minibüsteki bir yolcu ise tayini çıkan köye isteksizce gitmektedir. Kadroda Ziver Armağan Açıl, Gürsan Piri Onurlu ve Kaya Akkaya yer alır.

Film Antalya'da En İyi Film Müziği Ödülü'nü, 22. Ankara Uluslararası Film Festivali'nde ise Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü ile Umut Veren Yeni Senaryo Yazarı ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödüllerini kazanmıştır. Eleştirmenler arasında görüşler ayrılmış; bir yazar, kısa bir öykünün uzun metraja yetecek kadar zenginleştirilemediğini savunmuştur.

YönetmenSelim Güneş

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Kaya Akkaya Kaya Akkaya Oyuncu · 46 yaşında Hakan Korkmaz Gürsan Piri Onurlu Ruhan Odabas Sinem Islamoglu

Farklı gözlerle

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Kar Beyaz'ın en ilginç tercihi, anlatıyı tek bir güne sıkıştırması ve yol kenarındaki çay ocağında kesişen hayatlar üzerinden kurması. Bu yapı Sabahattin Ali'nin öykü ekonomisine sadık; Recep'in beklediği haber ve Kadir Dede'nin armutları, Hasan'ın gününe paralel küçük hatlar olarak işliyor. Ancak eleştirmenlerin bölünmesi anlaşılır: kısa öyküde yoğunluk yaratan sadelik, uzun metrajda bazen seyreltilmiş bir bekleyişe dönüşüyor ve yan hatlar ana hikâyeyi zenginleştirmekten çok oyalıyor gibi duruyor. Fotoğrafçı kökenli bir yönetmenden beklenecek görsel duyarlılık işin güçlü tarafı olabilir, ama bence senaryo öykünün üzerine yeterince katman eklemiyor.

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Filmin asıl söylediği, çay ocağının bir köy ekonomisinin küçük bir haritası olduğu: bir çocuk ayran, bir yaşlı adam kış armudu satıyor, herkes geçen minibüslerden birkaç kuruş umuyor. Babanın hapse girmesiyle bir ailenin nasıl bir anda yokluğa düştüğü, annenin kasabada bakıcılığa, çocuğun yol kenarına itilmesi, yoksulluğun yükünün en çok çocuklara bindiğini sade biçimde gösteriyor. Recep ile Fatma'yı ayıran aile baskısı da aynı toplumsal düzenin başka bir yüzü. Sabahattin Ali'nin toplumcu gerçekçi bakışını Doğu Karadeniz'in kışına taşıması, çocuk emeğini bir istatistik olmaktan çıkarıp bir yüze dönüştürüyor.

Aile İzleyicisi Evde herkesle birlikte izlenebilir mi diye bakan, mizaha ve duyguya önem veren bir bakış.

Kahramanı küçük bir çocuk, ama bu bir çocuk filmi değil. Kardeşlerine bakmak için soğukta ayran satan Hasan'ın hikâyesi hüzünlü. Küçükler yavaş temposundan sıkılabilir. Büyük çocuklarla izlemek ise yoksulluk ve çocuk emeği üzerine konuşmak için iyi bir başlangıç olur. Evdeki büyükler, köy hayatından tanıdık gelen manzaraları sevebilir.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar