Ağaçlar Ayakta Ölür

Ağaçlar Ayakta Ölür

Film · 1964 · 15 kişi

Yeşilçam dönemine ait siyah beyaz bir dram olan Ağaçlar Ayakta Ölür'ü Memduh Ün 1964'te yönetti. İspanyol yazar Alejandro Casona'nın 1949 tarihli Los árboles mueren de pie oyunundan uyarlanan film, sevdiği insanı avutmak için kurulan iyi niyetli bir yalanın nasıl büyüdüğünü anlatır. Başrollerinde Yıldız Kenter, Hulusi Kentmen, İzzet Günay ve Semra Sar vardır. Yapım, 1964 Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü İzzet Günay'a, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü ise Yıldız Kenter'e kazandırmıştır.

Hikâye, altmışlı yıllarda Salacak kıyısında, Kız Kulesi'ne bakan eski bir yalıda geçer. Yıldız Kenter'in canlandırdığı büyükanne, yıllar önce evden ayrılan torununun yokluğuyla içine kapanmıştır. Eşi Asım, onu hayata döndürmek için torun adına mektuplar yazmaya başlar ve bu kurmaca yıllarca sürer. Torunun gelişini bildiren telgraf ise evi altüst eder; torunun yerini tutacak bir genç ve ona eşlik edecek bir gelin aramak gerekir. İzzet ile Semra bu role çıkar. Mektuplardaki Orhan ile Ayşe'yi oynarken yaşlı kadına gerçekten bağlanırlar.

Senaryoyu Atıf Yılmaz, Memduh Ün ve Safa Önal birlikte yazmıştır. Yapımcılığını And Film ile Uğur Film üstlenmiş, görüntü yönetmenliğini Gani Turanlı, müziği Fecri Ebcioğlu yapmış, kurguyu Özdemir Arıtan hazırlamıştır. Film yaklaşık 99 dakikadır.

YönetmenMemduh Ün
Yapım ŞirketiAnd Film, Uğur Film
Ağaçlar Ayakta Ölür

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Farklı gözlerle

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Ağaçlar Ayakta Ölür, Yeşilçam'ın en zarif yüzünü gösteren filmlerden. Bir büyükanneyi hayata bağlamak için kurulan iyi niyetli yalan, kötülüğün değil sevginin doğurduğu bir oyun; film de seyirciden bu oyuna yargılamadan katılmasını istiyor. Yıldız Kenter'in Altın Portakal'la ödüllendirilen büyükannesi, içine kapanmış bir kadının kırılganlığını filmin merkezine yerleştiriyor. Salacak'taki eski yalı ve Kız Kulesi manzarası, bugün artık çok uzakta kalmış bir İstanbul'un hatırası gibi. Sahte rollerin gerçek bir bağa dönüşmesi, eski filmlerimizin o sıcak ahlaki merkezini en güzel biçimde temsil ediyor.

Aile İzleyicisi Evde herkesle birlikte izlenebilir mi diye bakan, mizaha ve duyguya önem veren bir bakış.

Üç kuşağın birlikte izleyebileceği filmlerden. Merkezinde bir büyükanne ve onu mutlu etmek için kurulan tatlı bir yalan var; konusu sertlikten uzak, gönül alan bir aile hikâyesi. Siyah beyaz olması ve tiyatro oyunundan uyarlanması küçük çocuklara durağan gelebilir. Ama yalan, sevgi ve aile bağı üzerine çocuklarla konuşmak için güzel bir fırsat sunuyor.

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Alejandro Casona'nın oyunundan yapılan uyarlama, kaynağının sahne kökenini saklamıyor: hikâye eski bir yalının içinde, karakterlerin konuşmaları üzerinden kuruluyor. Bu yapı, sinema dilinden çok oyunculuğa yaslanan, yer yer tiyatral bir anlatım doğuruyor ve filmin en tartışmaya açık yanı da bu. Öte yandan Atıf Yılmaz, Memduh Ün ve Safa Önal'ın senaryosu yabancı bir oyunu Salacak kıyısına inandırıcı biçimde yerleştiriyor. Karakterlerin kurmacanın içinde ikinci bir kurmaca oynaması fikri, filmi döneminin sıradan melodramlarından ayırıyor. İki oyunculuk ödülü de yapımın asıl gücünün kadroda olduğunu doğruluyor.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar