Estergon Kalesi

Estergon Kalesi

Film · 1950 · 4 kişi

1950'de siyah beyaz çekilen Estergon Kalesi, bir Türk macera filmidir. Vedat Örfi Bengü'nün yönettiği yapım, Yavuz Sanemoğlu'nun bir eserine dayanır; bu eseri sinema için Fikri Rutkay uyarlamıştır. Yapımcı Fuat Rutkay, filmi Halk Film adına hazırladı; görüntüleri Cezmi Ar, müziği Sadettin Kaynak ile Kadri Şençalar üstlendi. Rumeli türküleri filmin belirgin öğesidir; şarkıları Perihan Altındağ Sözeri ile Ahmet Üstün seslendirir.

Hikâye, Osmanlı döneminde Macaristan'daki Estergon (Esztergom) Kalesi'nin çevresinde geçer. Kocabey, Canbey ve arkadaşları kaleye giderken düşman kaynayan bir bölgede bir handa mola verir. Orada kalan eşkıyalar gece baskını planlar, fakat hancının kızı Nadya, eşkıyaların kendisinden istediği yardımı reddedip konukları uyarır ve saldırı akamete uğrar. Nadya sonra kaleye yönelik bir saldırı hazırlığını öğrenir ve komutana bildirir. Canbey'e yakınlık duyan genç kadının tek isteği kalede kalmaktır. Kocabey de Nadya'yı gizlice sever, ama kardeşinin hâlini görünce komutandan ikisini evlendirmesini ister. Nadya Müslümanlığı seçerek Nadiye adını alır ve Canbey'le evlenir.

Filmin ikinci yarısında kale kuşatma altına girer. Erzak ve cephane tükenir; komutanın kadınları, çocukları ve yaşlıları çıkarma isteği reddedilir. Kadınlar, düşman eline düşmektense kendi erkeklerinin elinden ölmeyi tercih eder. Yedi yıl sonra kale bu kez Türk kuvvetlerince kuşatılır; komutan aynı teklifi yineler. Can Bey ile arkadaşları karşı çıksa da kararı Lala Mehmet Paşa verir. Kadroda Cahit Irgat, Hulusi Kentmen, Ahmet Üstün ve Necla İz yer alır.

YönetmenVedat Örfi Bengü
Yapım ŞirketiHalk Film

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Farklı gözlerle

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Estergon Kalesi, Türk sinemasının ilk yıllarından kalma değerli bir hatıra. Bu filmi bugün ayakta tutan en güçlü unsur bence Rumeli türküleri; Sadettin Kaynak ile Kadri Şençalar'ın müziği, Perihan Altındağ Sözeri ve Ahmet Üstün'ün sesleriyle birleşince hikâyeye ayrı bir duygu katıyor. Kahramanlık, sadakat ve fedakârlık, eski filmlerin o içten ve dolaysız diliyle anlatılıyor. Bugünün gözüyle bakan biri teknik eksikleri fark edecektir, ama bu filmi o eksiklere rağmen sevmek mümkün.

Aksiyon ve Gerilim Meraklısı Temposu, gerilimi ve sahneleri önde tutan, yavaş dramalara sabrı az bir bakış.

Han baskını, kale kuşatması, tükenen erzak ve cephane: kâğıt üzerinde tam bir macera filmi. Ancak hikâyenin ilk yarısı aşk ve evlilik meselesine ayrılıyor, kuşatma ancak ikinci yarıda başlıyor. Bugünün tempo alışkanlığıyla bakan biri için ivme geç geliyor. Yine de eski usul bir kahramanlık hikâyesi merak edenler kuşatma bölümü için sabredebilir.

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Film, Osmanlı'nın Macaristan'daki sınır kalelerinden Estergon'u, 1950 Türkiye'sinin tarih anlayışıyla anlatıyor. Nadya'nın Müslümanlığı seçip Nadiye adını alması ya da kuşatmada kadınların düşman eline düşmektense kendi erkeklerinin elinden ölmeyi yeğlemesi, dönemin anlatılarından tanıdık bir namus ve fedakârlık anlayışını yansıtıyor. Bugünün izleyicisi için bu kısımlar rahatsız edici olabilir; kadınların kaderine kendilerinin değil, komutanların ve Lala Mehmet Paşa'nın karar vermesi dikkat çekiyor. Film, tarihi bir belgeden çok, kendi döneminin tarihe nasıl baktığını gösteren bir ayna olarak ilginç.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar