Yolcu

Yolcu

Film · 1994 · 6 kişi

Başar Sabuncu, Yolcu'nun (İngilizce adıyla The Passenger) senaryosunu yazıp renkli bir Türk filmi olarak 1994'te yönetti. Nazım Hikmet Ran'ın bir oyunundan uyarlanan yapım, 35 mm formatında çekilmiştir. Filmin yapımcısı Sabahattin Çetin'dir; yapımda Belge Film ile TRT birlikte yer alır. Film, Kuvay-ı Milliye'nin ve Mehmetçik'in yer aldığı tarihî ve askerî film çizgisinde anılır.

Hikâye, çok çetin geçen 1921 kışında, karla kaplı bomboş bir ovanın ortasındaki küçük bir tren istasyonunda geçer. Durmadan trenlerin gelip geçtiği bu istasyonda, kendilerini dünyaya kapatmış, adeta tecrit edilmiş gibi yaşayan üç kişinin çevresinde olaylar gelişir. Makasçıyı Tarık Akan, istasyon şefini Halil Ergün, istasyon şefinin karısını ise Müjde Ar canlandırır. Kadroda ayrıca Kuvay-ı Milliyeci rolünde Berhan Şimşek, Alev Sayın, Mehmet Esen, Devrim Parscan, Ayşegül Gökçe ve Ümit Ziya Işık yer alır.

Görüntü yönetmeni Hüseyin Özşahin'dir. Laboratuvar ve film hazırlık işleri Şafak Film'de yapılmıştır. Seslendirme kadrosunda Mustafa Alabora, Tarık Akan'ı seslendirmiştir; seslendirme yönetmenleri Rıdvan Çelebi ile Mustafa Aslan'dır.

YönetmenBaşar Sabuncu
Yapım ŞirketiBelge Film, TRT

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Kadroda ayrıca: Alev Sayın, Devrim Parscan, Ayşegül Gökçe, Ümit Ziya Işık

Farklı gözlerle

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Nazım Hikmet'in bir oyunundan doğan bu film, Kurtuluş yıllarını savaş meydanından değil, karlı bir ovanın ortasındaki küçük bir istasyondan anlatmayı seçiyor; bence en güzel inceliği de bu. Trenlerin durmadan gelip geçtiği, ama içindeki üç insanın dünyaya kapılarını kapattığı bir yer, eski ustaların sevdiği o yalın ve şiirsel mekânlardan. Pek çok klasik savaş filminin kalabalık kahramanlığından farklı olarak bu kurgu, tarihi küçük insanların sessizliğinde duyurmaya elverişli. Ağır ve içe dönük bir dönem filmini sabırla izlemeye hazır olanlar için değerli bir durak.

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Tek mekâna sıkışan bir tiyatro metnini sinemaya aktarmanın klasik riski burada da masada: üç karakter, kapalı bir istasyon ve dar bir olay örgüsü, kamerayı kolayca sahne düzenine hapsedebilir. Sabuncu'nun senaryoyu bizzat yazmış olması, uyarlamayı sahneden ne ölçüde kurtardığı sorusunu daha da önemli kılıyor. Filmin en güçlü sinemasal kozu mekânın kendisi: bomboş, karlı ova ve durmadan geçen trenler, içerideki durgunluğa karşı görsel bir karşıtlık kurmaya çok elverişli. Bence filmin tiyatro kokusunu aşıp aşmadığını bu karşıtlığın ne kadar iyi kullanıldığı belirliyor. Başrol oyuncusunun başka birinin sesiyle konuşması ise performansın bir kısmını oyuncunun kendisinden koparan, bugün yadırganabilecek bir tercih.

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Film, savaş yıllarını büyük meydan muharebeleri yerine bir demiryolu istasyonuna yerleştiriyor ve bu bence anlamlı bir tercih: tren hattı hem cepheye uzanan yolu hem de dış dünyayla kalan tek bağı simgeliyor. 1921 kışının sertliği içinde makasçı, istasyon şefi ve karısı gibi sıradan insanların savaşın kıyısında nasıl yaşadığına bakmak, ders kitaplarındaki tarih anlatısının çoğu zaman atladığı bir boyut. Kuvay-ı Milliyeci bir karakterin varlığı da bu kapalı dünyanın tarihin dışında kalamayacağını hissettiriyor. Ulusal mücadeleyi kahramanlık destanından çok bir iç dünya meselesi olarak görmek isteyenler için düşündürücü bir örnek.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar