Saç

Saç

Film · 2010 · 4 kişi

Tayfun Pirselimoğlu, Türkiye ile Yunanistan ortak yapımı dram filmi Saç'ı 2010'da yazıp yönetti. Hikâye İstanbul'un Tarlabaşı semtinde geçer: Peruk dükkânı işleten Hamdi, evi olarak da kullandığı bu küçük dükkânda tek başına yaşayan, eski bir arabadan başka varlığı olmayan yalnız bir adamdır. Vaktinin çoğunu vitrinin ardından sokağı, geçip giden arabaları ve kaldırımda bekleyen kadınları seyrederek geçirir.

Hamdi, kanser nedeniyle ömrünün kısıtlı olduğunu bilmektedir ve son isteği ölmeden önce uzak bir yere, Brezilya'ya gidebilmektir; ancak bu hayali Brezilya müziği dinlemenin ötesine geçemez. Bir gün dükkâna saçlarını satmak isteyen Meryem adlı bir kadın gelir ve Hamdi'nin durağan dünyası altüst olur. Engellenemez bir dürtüyle kadını izlemeye başlayan Hamdi'nin takibi kısa sürede fark edilir ve olaylar içinden çıkılmaz bir hâl alır.

Ayberk Pekcan, Nazan Kesal, Rıza Akın ve Asiye Dinçsoy'un rol aldığı film, 30. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini; 47. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ise En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve En İyi Görüntü Yönetmeni ödüllerini kazanmıştır.

YönetmenTayfun Pirselimoğlu

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Farklı gözlerle

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Tayfun Pirselimoğlu, Saç'ta neredeyse bütün dünyayı bir peruk dükkânının vitrinine sığdırıyor ve bu dar alanı bilinçli bir kadraj disiplinine dönüştürüyor. Hamdi'nin camın ardından sokağı seyretmesi, izleyicinin bakışıyla karakterin bakışını rahatsız edici biçimde üst üste bindiriyor. Antalya'da görüntü yönetmenliğine verilen ödül boşuna değil; ışık ve kadraj Tarlabaşı'nı kartpostal olmaktan uzak, boğucu bir iç dünyaya çeviriyor. Oyunculuk ağırlıklı olarak bakışlara ve suskunluğa dayanıyor; İstanbul'daki En İyi Kadın Oyuncu ödülü de bu ölçülü tonun karşılığı gibi. Ancak takip hikâyesi ilerledikçe gerilimi büyütmek yerine kendini tekrar eden bir ritme giriyor ve minimalizmin bedelini zaman zaman izleyicinin sabrı ödüyor. Yine de İstanbul'da üç büyük ödül alan film, yazar sinemasının tutarlı bir örneği.

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Yeşilçam'ın sıcak, umut veren hikâyeleriyle büyümüş bir göz için Saç kolay bir film değil. Hasta, yalnız ve bütün dünyası bir dükkâna sıkışmış bir adamın hikâyesi insanın içini sızlatıyor; Brezilya müziğiyle avunan o hayalperestlikte ise ince bir şiir var. Ne var ki Hamdi'nin bir kadını gizlice izlemesi, eski filmlerimizdeki temiz sevdalardan çok uzak, tedirgin edici bir yere düşüyor. Ödülleri hak eden emek ortada; ama ben bir filmden çıkarken biraz ışık görmek isterim, burada o ışık çok kısık.

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Saç, Tarlabaşı'nı bir arka plan olarak değil, karakterin kaderini belirleyen bir mekân olarak kullanıyor. Kaldırımda bekleyen kadınlar, geçip giden arabalar ve vitrinin ardındaki yalnız adam, büyük şehrin kıyısında kalmış hayatlara dair sessiz bir tablo çiziyor. Saçını satmaya gelen bir kadın, yoksulluğun bedene kadar uzanan pazarlığını tek bir hareketle anlatıyor. Hamdi'nin hiç gerçekleşmeyen Brezilya hayali de bir yere gidemeyenlerin kaçış fantezisi gibi okunabilir. Takip ise bir aşk hikâyesi gibi değil, yalnızlığın karanlık bir ürünü gibi duruyor ve izleyiciyi bu bakışın yarattığı rahatsızlıkla baş başa bırakıyor.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar