Hep Ezildim

Hep Ezildim

Film · 1989 · 1 kişi

Dram, arabesk ve macera unsurlarını bir araya getiren Türk filmi Hep Ezildim, 1989 yılında vizyona girdi. Yönetmen koltuğunda Temel Gürsu, senaryo başında Erdoğan Tünaş vardır; yapımcılığını Zikri Göksoy adı üstlenirken, yapım Gözde Film çatısı altında gerçekleşmiştir. Renkli ve 35 mm olarak çekilen film, merkezine küçük bir çocuğun çabasıyla dağılan bir yuvayı koyar.

Hikâye, kentin en saygın isimlerinden biri sayılan beyin cerrahı Doktor Orhan Olcay'ın İstanbul'daki bir hastanede görev yaptığı günlerde başlar. Orhan, hastalarından biri olan bir kadınla yakınlaşır, ona gönlünü kaptırır; ancak peşini bırakmayan bu kadın yüzünden evliliği ve ailesi yıkılmanın eşiğine gelir. Filmin duygusal ağırlığı, parçalanan ailenin yeniden bir araya gelmesi için çabalayan küçük bir kızın üzerindedir. Orhan karakterini Orçun Sonat canlandırır; Ceylan ise diğer başrolü paylaşır. Kadroda Tuluğ Çizgen'in Nuran'ı, Hakan Tanfer'in Tahsin'i, Ünsal Emre'nin Celal'i ve Sibel Gökçe'nin Nazan'ı oynadığı görülür; küçük oyuncu Şahin Nacar ise Ahmet rolündedir.

Görüntü yönetmenliğini Salih Dikişçi, müziğini Kadir Şeker üstlenmiştir. Filmin seslendirme ekibinde Ceylan'a Nilgün Kasapbaşoğlu, Orçun Sonat'a ise Erhan Yazıcıoğlu ses vermiştir; Sineray filmin hazırlık ve seslendirme aşamalarında görev almıştır.

YönetmenTemel Gürsu
Yapım ŞirketiGözde Film

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Farklı gözlerle

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Seksenlerin sonunun arabesk dramları, Yeşilçam melodramının mirasını daha kederli bir tona taşımıştı; Hep Ezildim de o damardan besleniyor. Hikâyenin yükünü bir çocuğun omuzlarına vermek, eski ustaların da çok sevdiği bir yoldu: büyüklerin hatalarını bir çocuğun saflığıyla tartmak, seyirciyi en derinden yakalayan karşıtlıktır. Ancak bu yol iki tarafı keskin bir kılıç; ölçü kaçtığında duygu yerini gözyaşı makinesine bırakır. Klasik melodramları sevenler tanıdık bir sıcaklık bulacak, ama bence film o klasiklerin incelikli sadeliğine ne ölçüde yaklaşabildiğiyle tartılmalı.

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Seksenlerin sonunda arabesk yalnızca müzikte değil sinemada da güçlüydü ve bu film o duyarlılığı varlıklı, saygın bir doktor ailesine taşıyor: statü ve meslek, yuvayı sarsılmaktan korumaya yetmiyor. Aileyi yeniden bir araya getirme yükünün küçük bir kıza bırakılması, dönemin anlatılarında çocuğun büyüklerin vicdanı olarak kullanılmasının tipik bir örneği. Tartışmaya açık olan ise suçun dağılımı: yuvayı tehdit eden kişi olarak peşini bırakmayan kadın figürünün öne çıkması, sorumluluğu evli erkekten çok dışarıdaki kadına yükleyen tanıdık bir kalıp. Bugünün gözüyle bakan biri bu tercihi fark etmeden geçemez.

Aile İzleyicisi Evde herkesle birlikte izlenebilir mi diye bakan, mizaha ve duyguya önem veren bir bakış.

Ortada dağılmak üzere olan bir aile ve onu kurtarmaya çalışan küçük bir kız var; çocukların kolayca bağ kurabileceği bir hikâye. Ama konu evlilik dışı bir ilişki ve yıkılan bir yuva olduğu için küçük çocuklar zor sorular sorabilir. Arabesk havası da ağır ve hüzünlü. Bence büyük çocuklarla ve gençlerle izlemek daha uygun; neşeli bir aile akşamı arayanlar başka bir film seçmeli.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar