Nasreddin Hoca ve Timurlenk

Nasreddin Hoca ve Timurlenk

Film · 1954 · 12 kişi

Faruk Kenç'in yönettiği siyah-beyaz Türk komedisi Nasreddin Hoca ve Timurlenk, 11 Mart 1954'te gösterime girdi. Halk kültürünün sevilen figürü Nasreddin Hoca'yı beyaz perdeye taşıyan film yaklaşık 71 dakika sürer; senaryoyu Zeki Alpan yazmış, yapımcılığı Faruk Kenç üstlenmiştir. İstanbul Film ile And Film'in ortak yapımı olan filmin seslendirmesi Lale Film'de yapılmıştır.

Adı, Hoca ile Timurlenk'i birlikte anan halk anlatılarını akla getirse de hikâyenin ağırlığı Akşehir'de geçer. Halkın başına bela olmuş, her dediği yapılan Kadı Cafer Efendi (Zeki Alpan) ile Nasreddin Hoca'nın (İsmail Hakkı Dümbüllü) çekişmesi anlatılır. Kadı, çengi Şehnaz'a (İnci Birol) göz diker ve onun sevgilisi Ceylan Recep'i (Tamer Balcı) bir yolunu bularak hapse attırır. Bu arada Hoca'nın oğlu Firuz (Ali Üstüntaş) ile eşraf kızı Gülfem (Alev Koral) birbirlerine gönül vermiştir.

Kadroda Zübeyde Hatun rolünde Halide Pişkin, Timurlenk rolünde Vedat Karaokçu, Mişon Efendi rolünde Salih Tozan, hırsız rolünde Adil Güldürücü yer alır. Müziği Hasan Mutlucan, görüntü yönetimini Kazım Koşkan yapmıştır; kurgu Ertem Göreç'e aittir. İnci Birol'u Nevin Akkaya seslendirmiştir.

YönetmenFaruk Kenç

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

İsmail Hakkı Dümbüllü Oyuncu · 1897 – 1973 Zeki Alpan Vedat Karaokçu Halide Pişkin Halide Pişkin Oyuncu · 57 yaşında vefat etti Alev Koral Ali Üstüntaş Tamer Balcı Tamer Balcı Oyuncu · 75 yaşında vefat etti Salih Tozan İnci Birol Muzaffer Hepgüler Adil Güldürücü Cemal Karakas

Farklı gözlerle

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Nasreddin Hoca'yı beyaz perdeye taşımak, halkın yüzyıllardır dilden dile aktardığı bir bilgeliği ete kemiğe büründürmek demektir; bu film o cesareti Yeşilçam'ın ilk yıllarında göstermiş. Zalim bir kadıya karşı aklıyla direnen Hoca, eski halk hikâyelerinin ahlaki pusulasını olduğu gibi taşıyor: güç haksızlık ettiğinde zekâ ve vicdan devreye girer. Müziğin Hasan Mutlucan'a emanet edilmesi de halk kültürüne yaslanan bu hikâyeye yakışan bir tercih. O dönemin naif, içten anlatımını sevenler için kıymetli bir hatıra; bugünün temposuna alışmış gözler ise biraz sabır göstermeli.

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Film, Nasreddin Hoca'yı bir fıkra kahramanından çok bir halk vicdanı olarak kuruyor. Karşısındaki kadı, sözü kanun sayılan ve halkın başına bela olmuş bir otoriteyi temsil ediyor; bu, Hoca anlatılarındaki iktidarla alay etme geleneğinin sinemaya taşınmış hâli. Hoca'nın oğluyla eşraf kızı arasındaki sevda da kasaba hayatındaki sınıf mesafesini hikâyeye ekliyor. 1950'lerin Türk sinemasının halk kültürüne nasıl yaslandığını görmek isteyenler için ilginç bir örnek; yine de tarihî bir dönem anlatısından çok, folklorun yeniden yorumlanmış bir sahnesi olarak okunmalı.

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Başlık Hoca ile Timurlenk'i yan yana koysa da senaryonun ağırlık merkezi Akşehir'deki kadı çekişmesi; bu, adın vaat ettiği karşılaşmayla anlatının asıl derdi arasında belirgin bir boşluk bırakıyor. Kadının entrikası, iki ayrı aşk hikâyesi ve Timurlenk çizgisi aynı kısa anlatıya sığdırılmaya çalışılınca yapı bence dağınık bir görünüm alıyor; olay örgüsü bir ana hat çevresinde toplanmak yerine birkaç yöne birden çekiliyor. Zeki Alpan'ın hem senaryoyu yazıp hem de kötü adamı üstlenmesi ise ilginç bir ayrıntı: hikâyenin motoru olan karakteri yazarın kendisi taşıyor. Sesin sonradan stüdyoda eklenmesi, o yılların pek çok yapımında olduğu gibi, oyunculukla ses arasında hafif bir mesafe bırakabiliyor.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar