Üç Renk: Kırmızı

Üç Renk: Kırmızı

Film · 1994 · 3 kişi

Polonyalı yönetmen Krzysztof Kieślowski'nin 1994'te çektiği Üç Renk: Kırmızı (Trois Couleurs: Rouge), romantik gizem draması ve Fransız bayrağının renklerinden adını alan Üç Renk üçlemesinin son filmidir. Üçleme, Fransız Devrimi'nin özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ideallerini ele alır; kırmızı ise kardeşliğe karşılık gelir. Fransa, Polonya ve İsviçre ortak yapımı olan film Fransızca çekilmiştir. Eleştirmenlerden büyük övgü almış, üç Oscar adaylığı kazanmış ve bugün sinema tarihinin en iyi filmleri arasında anılan yapımlardan biri olmuştur.

Cenevre'de geçen öyküde yarı zamanlı mankenlik yapan öğrenci Valentine, kazayla yaraladığı bir köpek sayesinde emekli yargıç Joseph Kern ile tanışır. Kern, komşularının telefon konuşmalarını dinleyen yalnız bir adamdır. Valentine'i Irène Jacob, yargıcı Jean-Louis Trintignant canlandırır; Jean-Pierre Lorit ise Auguste'ü, Frédérique Feder Karin'i oynar. Film, ilk bakışta ortak noktası pek olmayan iki insan arasında kurulan bağı ve hayatları birbirine yavaş yavaş dolanan karakterleri anlatır. Yargıçla genç kadının hikâyesine, yargıca benzer bir yol izleyen bir hukuk öğrencisinin öyküsü eşlik eder.

Senaryoyu Kieślowski, Krzysztof Piesiewicz ile birlikte yazmış, müziği Zbigniew Preisner bestelemiştir. Kieślowski bunun son filmi olacağını açıklamış ve 1996'da ani bir şekilde hayatını kaybetmiştir. Film, İsviçre'nin Oscar adayı olarak seçilmiş, ancak çoğunluk İsviçre yapımı olmadığı için diskalifiye edilmiştir. Yönetmen dalındaki adaylık da üç adaylığın arasındadır.

YönetmenKrzysztof Kieślowski
Yapım ŞirketiFrance 3

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Yalnızca sitemizde profili bulunan oyuncular listelenir.

Farklı gözlerle

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Kieślowski'nin üçlemeyi kapatan filmi, kardeşlik kavramını büyük laflarla değil, birbirine görünmez iplerle bağlanan hayatlar üzerinden düşünüyor. Valentine ile emekli yargıç Kern arasındaki karşılaşmalar filmin ahlaki ve duygusal merkezini oluşturuyor; Irène Jacob'ın sıcaklığı ile Jean-Louis Trintignant'ın kuru, kırgın mesafesi arasındaki zıtlık kusursuz işliyor. Yargıcınkine benzer bir yol izleyen hukuk öğrencisinin paralel hikâyesi ise yapıyı rastlantı ve yankı üzerine kurulu bir bilmeceye dönüştürüyor. Zbigniew Preisner'in müziği anlatıyı sessizce yönlendiriyor. Bazı seyirciler bu yapıyı fazla hesaplı bulabilir; tesadüfler zaman zaman yönetmenin elini fazla görünür kılıyor. Ama üç Oscar adaylığı ve bugüne uzanan itibarı tesadüf değil.

Aksiyon ve Gerilim Meraklısı Temposu, gerilimi ve sahneleri önde tutan, yavaş dramalara sabrı az bir bakış.

Dürüst olayım, Kırmızı benim türüm değil. 99 dakika boyunca çoğunlukla konuşmalar, bakışlar ve sessizlik var; gerilim arayan biri için oldukça yavaş. Yine de emekli bir yargıcın komşularının telefonlarını dinlemesi, beklediğimden çok daha fazla merak uyandıran bir fikir. Sabrınız varsa ilginç bir bulmaca gibi izleniyor, ama aksiyon bekleyerek açmayın.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar