The Man Who Sold His Skin

L'Homme qui a vendu sa peau

Film · 2020 · 4 kişi

Kaouther Ben Hania'nın yazıp yönettiği The Man Who Sold His Skin (Türkiye'deki gösterim adıyla Derisini Satan Adam), 2020'de çekilmiş bir dram filmidir. Fransa, Tunus ve Almanya ortak yapımı olan film, sert bir hiciv ile kara komedi arasında gidip gelir. Arapça, İngilizce, Fransızca ve Flamanca konuşulan yapım, dünya prömiyerini Eylül 2020'de Venedik Film Festivali'nde yaptı. Mart 2021'de ise Oscar'da En İyi Uluslararası Film dalında aday gösterilerek Tunus sinemasının bu kategoride yarışan ilk filmi oldu.

Hikâyenin merkezinde Suriyeli Sam Ali vardır; Yahya Mahayni bu hassas ve fevri adamı canlandırır. Sam, iç savaştan kaçıp Lübnan'a sığınmıştır ve hayatının aşkı Abeer'in (Dea Liane) yaşadığı Avrupa'ya geçmek ister. Bunun için bir çağdaş sanatçıya sırtını teslim eder: sırtına bir Schengen vizesi dövmesi yapılır ve Sam'in bedeni, sergilenen prestijli bir sanat eserine dönüşür. Kısa süre sonra bu kararın kendisini özgürleştirmediğini, tam tersine hareketini kısıtladığını fark eder. Koen De Bouw ile Monica Bellucci de filmde rol alır.

Senaryo, Belçikalı sanatçı Wim Delvoye'un Tim (2006) adlı canlı yapıtından esinlenir; bu iş de Roald Dahl'ın 1952 tarihli Skin öyküsüne dayanır. Film, Venedik'te Ufuklar bölümünde Mahayni'ye En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandırdı ve Lumière En İyi Uluslararası Ortak Yapım ödülünü aldı. Türkiye'de 13 Ağustos 2021'de vizyona girdi.

YönetmenKaouther Ben Hania

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Yalnızca sitemizde profili bulunan oyuncular listelenir.

Monica Bellucci Monica Bellucci Oyuncu · 62 yaşında Koen De Bouw Christian Vadim Yahya Mahayni

Farklı gözlerle

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Kaouther Ben Hania, merkezine son derece güçlü bir metafor yerleştiriyor: sırtına Schengen vizesi dövmesi yapılan bir adam, hem sanat eseri hem de dolaşım hakkının ta kendisi oluyor. Wim Delvoye'nin Tim adlı yaşayan eserinden ve Roald Dahl'ın Skin öyküsünden beslenen bu fikir, filmi baştan ilginç kılıyor. Yahya Mahayni'nin Venedik'te ödül alan performansı, karakterin hassas ve fevri doğasını inandırıcı biçimde taşıyor. Ancak bence film, metaforunu zaman zaman fazla açık ifade ediyor; hiciv ile kara komedi arasındaki geçişler her zaman pürüzsüz değil ve bazı bölümlerde ton, keskinliğini kaybedip açıklayıcılığa kayıyor. Yine de cesur, kendine özgü ve tartışmayı hak eden bir iş.

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Film, Suriye iç savaşından kaçan bir gencin hikâyesi üzerinden dünyadaki derin bir eşitsizliği görünür kılıyor: bazı insanlar sınırları kolayca aşarken bir mültecinin Avrupa'ya ulaşmak için kendi bedenini bir sanat nesnesine dönüştürmesi gerekiyor. Mal ile insan arasındaki çizgi, çağdaş sanat piyasası üzerinden sorgulanıyor; bir eser olarak sergilenmek, bir insan olarak kabul görmekten daha kolay. Ben Hania bu meseleyi nutuk atmadan, hiciv yoluyla işliyor. Anlaşmanın özgürlüğü genişletmek yerine kısıtlaması, göç ve sanat dünyası üzerine düşündürücü bir saptama. Bugünün sınır politikalarını konuşmak için güçlü bir başlangıç noktası.

Aile İzleyicisi Evde herkesle birlikte izlenebilir mi diye bakan, mizaha ve duyguya önem veren bir bakış.

Bu, yetişkinlere yönelik bir film. Savaştan kaçış, bir insanın bedeninin satılması ve sömürü gibi ağır konular işleniyor; hiciv dili de çocukların kolayca anlayacağı türden değil. Küçük çocuklarla izlemek için uygun değil. Göç ve sanat konusunu merak eden lise çağındaki gençlerle izlenirse, ardından üzerine konuşulacak çok şey bırakıyor. Film birkaç dilde, altyazıyla izleniyor.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar