İstanbul Geceleri

İstanbul Geceleri

Film · 1950 · 4 kişi

Komedi, müzikal ve dramı bir araya getiren siyah beyaz Türk filmi İstanbul Geceleri, 9 Nisan 1950'de gösterime girdi. Yönetmen Mehmet Muhtar'dır. Yapımcılığı And Film adına Turgut Demirağ yapmıştır. Afişinde "Ağlatmayan Türk Filmi" yazan yapım, 1950'lerin başındaki İstanbul gazino hayatını ve dönemin ünlü seslerini beyaz perdeye taşıması bakımından ilgi çeker.

Hikâye Haydarpaşa Garı'nda başlar. Kayserili iki köylü, Şaban Pamukoğlu (Vahit Öz) ile Recep (Ziya Keskiner), arkadaşları Ramazan'ı İstanbul'a yolcu etmeye gelir. Telaş içinde Ramazan peronda kalır, ikisi ise yanlışlıkla trene biner ve kendilerini şehirde bulur. Bir handa konaklarken Refik (Osman Alyanak) kendini Şaban'ın akrabası olarak tanıtıp var olmayan bir firma için para toplamaya girişir. Selma (Nimet Tanrıöver) ve Mine (Ayçe Selika) bu oyuna güzelliğiyle yardım eder. Selma'yı unutamayan Kemal'i (Sadri Alışık) ise ayrı bir gönül hikâyesi bekler.

Senaryoyu Abidin Doran ile Turgut Demirağ yazmış, görüntü yönetmeni Cezmi Ar, müzik yönetmeni Kadri Şençalar olmuştur. Film boyunca Hamiyet Yüceses, Müzeyyen Senar, Abdullah Yüce, Ahmet Üstün ve genç Rüçhan Çamay kendi adlarıyla gazino sahnesinde şarkı söyler. Zıt Kardeşler ve Coşkun Kardeşler de kadroda görünür.

YönetmenMehmet Muhtar
Yapım ŞirketiAnd Film

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Farklı gözlerle

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Afişinde "Ağlatmayan Türk Filmi" yazan bu yapım, vaadini tutup hafif bir gülümseme bırakıyor. Asıl hazine ise gazino sahnesi: Hamiyet Yüceses'i, Müzeyyen Senar'ı ve genç Rüçhan Çamay'ı kendi adlarıyla şarkı söylerken görmek, Türk musikisini sevenler için paha biçilmez bir belge. Sadri Alışık'ı Kemal rolünde izlemek de ayrı bir tat. Kayserili iki köylünün yanlışlıkla trene binip kendilerini şehirde bulması tatlı bir başlangıç. Hikâye zaman zaman şarkılar arasında bir bahane gibi kalsa da o yılların İstanbul gecelerine açılan bir pencere olarak değerli.

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Haydarpaşa Garı'nda başlayan hikâye, Kayserili iki köylüyü bir anda büyük şehrin ortasına bırakıyor; taşralının kentte kandırılması teması, var olmayan bir firma için para toplayan Refik'in kurnazlığıyla somutlaşıyor. Film aynı zamanda 1950'lerin başındaki İstanbul gazino hayatının ve dönemin ünlü seslerinin değerli bir kaydı. Selma ile Mine'nin bu oyuna güzellikleriyle yardım eden figürler olarak kurulması ise kadınları süs ve yem gibi kullanan dönem kalıplarını ele veriyor. Köylü tiplemeleri de bugünün gözüyle fazla saf ve karikatürize görünebilir; yine de film, kentle taşra arasındaki mesafeyi güldürüyle ölçen erken bir örnek olarak ilgi çekici.

Aksiyon ve Gerilim Meraklısı Temposu, gerilimi ve sahneleri önde tutan, yavaş dramalara sabrı az bir bakış.

Açıkçası bu benim türüm değil. Müzikal numaralar filmin merkezinde olduğu için tempo sık sık şarkılara duruyor. Ama kurulumda bir hareket var: peronda kalan arkadaş, yanlışlıkla trene binen iki köylü ve var olmayan bir firma için para toplayan bir dolandırıcı. Bu dolandırıcılık hattı biraz merak uyandırıyor. Gerilim değil, hafif bir komedi bekleyerek açın, yoksa sabrınız erken tükenir.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar