Aşk Mabudesi

Aşk Mabudesi

Film · 1969 · 10 kişi

Başrollerini Türkân Şoray ile Cüneyt Arkın'ın üstlendiği renkli Yeşilçam melodramı Aşk Mabudesi'ni Nejat Saydam 1969'da çekti; senaryoyu Bülent Oran ile birlikte kaleme aldı.

Öykünün merkezinde, anne ve babasını yitirmiş, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan yoksul Leyla vardır. Lunaparkta falcılık yaparken çıkan bir kavga yüzünden işinden olan genç kız, şarkıcı Suzan'ın aracılığıyla bir gazinoda önce fıstık satıcılığına, sonra solistliğe adım atar. Ünlü aşk romanları yazarı Ekrem ise sevmediği sosyetik ve varlıklı bir genç kızla nişanlıdır. Yeni romanı için gece hayatını incelemeye çıktığında gazinoda Leyla ile karşılaşır; genç kız hem gönlünü fetheder hem de kitabının kahramanına esin kaynağı olur. Ekrem nişanı atıp Leyla ile evlenmeye karar verir, fakat eski nişanlısı Jale'nin kıskançlığı, tahrif edilmiş bir intihar mektubu ve Ekrem'in geçirdiği kaza sonucu görme yetisini kaybetmesi sevgilileri birbirinden koparır. Leyla, Ayla Gül adıyla parlayan bir şarkıcıya dönüşürken Ekrem malını mülkünü bağışlayıp sefalete sürüklenir. Başarılı bir göz ameliyatının ardından aşkları her badireyi aşar ve ikili yeniden bir araya gelir.

YönetmenNejat Saydam
Yapım ŞirketiAcar Film

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Farklı gözlerle

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Aşk Mabudesi, Yeşilçam melodramının sevilen bütün ögelerini bir araya getiriyor: kimsesiz ama onurlu bir genç kız, sınandıkça derinleşen bir sevgi, gözyaşıyla umudu aynı sahnede buluşturan bir anlatım. Türkân Şoray ile Cüneyt Arkın'ı aynı hikâyede görmek başlı başına bir dönem hatırası. Leyla'nın sahnede şarkıcı olarak yükselişi de filme müzikli bir sıcaklık katıyor. Günümüz seyircisine fazla duygusal gelebilir, ama bu duygusallık o filmlerin ruhudur; sevginin paradan ve gururdan üstün tutulduğu bir dünyayı bu kadar içtenlikle anlatan yapımlar artık pek yok.

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Bülent Oran'ın ortak imzasını taşıyan senaryo, türün bütün çarklarını sırasıyla çeviriyor: kıskanç eski nişanlı, sahte bir intihar mektubu, kahramanı kör eden bir kaza. Bu araçlar dönemin melodram sözleşmesinde meşru, ama bugün bakınca olayların karakterlerin seçimlerinden çok rastlantılarla ilerlediği açık. Buna karşılık Leyla'nın şarkıcılıkla yükselişi ile Ekrem'in servetini dağıtıp yoksullaşması arasındaki karşıt hareket, yapının en zarif fikri; iki yolu ters yönlerde ilerleten bu düzen dramatik bir simetri kuruyor. Formülü kabul eden için keyifli bir melodram, eleştirel bir göz için ise fazlasıyla tahmin edilebilir bir kurgu.

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Film, altmışların sonundaki Türk melodramının sınıf hayallerini açıkça taşıyor. Anne babasını kaybetmiş yoksul bir genç kadının lunapark falcılığından gece kulübünde fıstık satıcılığına, oradan solistliğe uzanan yolu, kent ekonomisinde kadın emeğinin hangi kapılardan geçebildiğini gösteriyor. Öte yanda sosyeteden bir kızla yapılan sevgisiz nişan ve servetin gönüllü olarak elden çıkarılması, zenginliği sevgisiz ve soğuk, yoksulluğu ise onurlu gösteren tanıdık bir ahlak kuruyor. Bu bakış bugün biraz masalsı görünse de dönemin seyircisinin hangi umutlara bağlandığını anlamak için iyi bir belge.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar